Nis 12
İş çıkışı eve doğru yürürken gökmenle , nezamandır tiyatroya gidelim diyorduk bari çarşıdayken bilet alalım önümüzdeki günlere dedik. Perşembe gününe bilet almıştık 8 nisan 2010, adı Mankurt. Hiç bir bilgim yok içeriği nedir değildir diye eve gelir gelmezde hemen netten bir bakayım dedim bakalım bizi ne bekliyor diye. Mankurt : bir köleleştirme biçimiymiş meğer. Mankurtlaştırılacak kişiler belirlendikten sonra bu kişinin önce diri diri kafa derisini yüzer, daha sonra da tek kıl kalmayacak biçimde bütün saçlarını yolarlarmış. Kişinin kafasını tamamen temizledikten sonra bir deve kesilir ve bu devenin boyun tarafından 3 alınacak bir deriyi, sıcak sıcak genç tutsağın kafasına geçirirlermiş. Zaten kafa derisi yüzülürken kafası kan içinde kalan tutsağın başına geçirilen deve derisi, hemen tutarmış kafatasını. Tıpkı bugün yüzücülerin saçları ıslanmasın diye taktıkları kauçuk başlıklara benzermiş bu. Kafatası deve derisiyle tamamen kaplandıktan sonra, hem daha çabuk kurusun hem de tutsağın çığlıkları duyulmasın diye tutsak bir çöle götürülürmüş. Kafasını yere sürüp deriyi çıkartmaması için de, tutsağın boyun kısmına kütüğe benzer bir şey geçirir, ellerini ayaklarını bağlar ve onu yere eğilemeyecek biçimde bir ağaçla sabitlerlermiş.
Sanatsal deÄŸeri gerçekten yüksek bir oyundu, oyuncularda harikaydı.  Ama iÅŸlenen konunun bir zamanlar gerçekten kullanıldığını düşünmek tüylerimi diken diken etti. Öz annesini bile tanıyamayan mankurt , kendisine bir gün ekmek bir gün su veren ve tek yaÅŸam güvencesi olarak gördüğü sahibinin sözleri ile kendisine yabancı olan annesini öldürdükten sonra derinliklerindeki anne duygusu ile gözyaÅŸlarına boÄŸuluyordu…
Kas 19
Daha onbir aydır uzun soluklu olarak çalışmaya baÅŸlasamda, günler gerçekten yorucu geçmeye baÅŸladı diyebilirim. Pek okul yaÅŸantısına benzemiyor gerçekten , hoÅŸ öğrenciyken bize bunları söyleyenlere “keÅŸke bir an önce bitsede bende çalışmaya baÅŸlasam” dediÄŸimi hatırlıyorum. Mutlaka artıları var çalışmanın,okulu bitirmenin ama olsun öğrencilik baÅŸka yinede. Tabi bu hayatı biraz çekilebilir hale getirmek için birÅŸeyler yapası geliyor insanın, bende arkadaÅŸlarımla beraber gezi , tiyatro gibi etkinliklere yelken açmaya baÅŸladım. Dün gittiÄŸimiz oyunun adı “İstanbul Efendisi” idi. İki perdelik oyun gerçekten üzerimdeki baskıyı atıp, enerji deoplamamı saÄŸladı. Oyundan kısaca bahsedeck olursam , bir İstanbul Efendisinin kızını evlendirmek için kendi kriterlerine uygun bir damat ararken, birtakım küçük oyunlarla kızının sevdiÄŸi kiÅŸi ile evlenmesi aynı zamanda efendinin yanındaki dilaver ile sevdiÄŸinin de birbirlerine kavuÅŸması ile biten bir oyundu. http://www.tiyatrodunyasi.com/tiyatro_detay.asp?oyunid=162 adresinden birkaç ekran görüntüsüne eriÅŸebilirsiniz.
Kas 05
Yorucu bir gündelik yaÅŸantıda insan gülmek , kendini biraz olsun toparlamak istiyor. Televizyonda yada elimizdeki bir veri kaynağından izlediÄŸimiz bir komedi filmi,gösteri de bunları saÄŸlayabilir ama bu konuda tiyatronun yeri bambaÅŸka. O anda oynanıyor olması ve oyuncularla aynı ortamda bulunmanın verdiÄŸi güzel bir elektrik oluyor. Dün akÅŸamki toyatro “Büyük AÅŸkların Sonuncusu”ydu. Komik bir hikayesi vardı, 47 yaşında olan bir balık restaurantına sahip bir kiÅŸinin çapkınlık yapmaya çalışmasını anlatıyordu. İkinci perdenin ikinci yarısında gerçekten güzel dersler vardı. Hikaye hakkında çok kısa bilgi olan http://www.tiyatrodunyasi.com/makaledetay.asp?makaleno=217 adresi ziyaret edebilirsiniz. EÄŸer fırsatınız varsa gitmenizi öneririm
Kas 04
EskiÅŸehir kültür ve sanat yönünden gerçekten çok aktif bir il. Opera,tiyatro festival derken günlerini dolu dolu geçirebiliyor insan. Geçen haftalarda gittiÄŸim bir tiyatro oyunundan bahsetmek istedim. Tek sahnelik bir oyundu. Açıkcası oyun çokda hoÅŸuma gitmedi diyebilirim,çünkü bizim kültürümüze uzak bir konu iÅŸleniyordu içeride. Bizdede aldatmalar oluyordu fakat öğrenildiÄŸinde neler olduÄŸunu hepimiz biliyoruz ama bu oyunda, beklediÄŸimiz gibi bir sonuç yoktu. Oyunun tarihcesinden biraz bahsedecek olursam : “Aldatma (Betrayal) Pinter’in 1978′de ilk kez İngiliz Ulusal Tiyatrosu’nda oynanan oyunu. Oyunda ‘kadın, kocası ve sevgilisi’ tarihsel üçgeni çerçevesinde geliÅŸen karmaşık iliÅŸkilerin birey-yaÅŸam-toplum eksenine yansımasını kendine özgü tiyatro dili ile iÅŸliyor yazar. Aldatma teması üzerine kurulu bir gerçekçi öykünün gerçekçi ayrıntılarla iÅŸlendiÄŸi oyun kimilerince; belirsizliklere, dolambaçlı göndermelere dayalılığıyla tanınan Pinter tiyatrosundan bir uzaklaÅŸma olarak deÄŸerlendirilmiÅŸti. Bu doÄŸrultuda Aldatma, ‘yeni bir Pinter’ biçiminde de nitelenmiÅŸti. Ancak, gerçekçi aktarım biçimiyle ne denli ‘yeni Pinter’ diye deÄŸerlendirilmiÅŸ olsa da, ters doÄŸrultuda yol alan zaman akışının oluÅŸturduÄŸu özgün yapısıyla oyun gene de gizli katmanları, derinlikli anlamlarıyla tipik Pinter damgasını taşıyor…” Oyun hakkında ve oyun yazarı hakkında detaylı bilgi için : http://www.tiyatrostudyosu.com/oyunlar/aldatma/aldatma_bro.htm adresini ziyaret edebilirsiniz.
Son Yorumlar