August Rush

Kültür/Sanat 1 Yorum »

Biraz yorucu bir günün ardından arkadaşlarınla beraber koltuğa oturup kendini bir filmin karşısında buluveriyorsun kimi zaman kendini,  August Rush . Sevgilisinden babası tarafından ayrılmış , hamile bir kadın doğuma yakın bir zamanda yine babasının yüzünden bir trafik kazası geçirir , gözlerini açtığında çocuğunun öldüğünü öğrenir babasından ama aslında ölmemiştir. aradan onbir yıl geçmiştir. Bu iki sevgilininortak bir noktaları vardır müzik . Bu ortak yön çocuklarında da vardır ve yetimhanedeki bu çocuk, müzik sayesinde anne babasını bulacağına inanır hep. Birgün kaçar ve sadece duydğu müziği aslında gerçekten yaşadğını anlar ve bunu gitarda , piyanoda gösterir notalarla tanışır . Keşfedilmesi çok da zaman almaz aslında daha onbir yaşında ikin ünlü bir konserin üç müzisyeninden birisi olur ve orkestra şefidir aslında. Bu konserin diğer bir üyeside uzun süre müziğe ara veren annesidir. Enson görev olan August , konserinden sonra eve giden annesini , yakından geçmekte olan babasını oraya çeker ve güzel bir final olur. Uzun zamandır izlediğim filmler arasında en iyisi diyebilirim.

İstanbul Efendisi

Kültür/Sanat Yorum Yok »

Daha onbir aydır uzun soluklu olarak çalışmaya baÅŸlasamda, günler gerçekten yorucu geçmeye baÅŸladı diyebilirim. Pek okul yaÅŸantısına benzemiyor gerçekten , hoÅŸ öğrenciyken bize bunları söyleyenlere “keÅŸke bir an önce bitsede bende çalışmaya baÅŸlasam” dediÄŸimi hatırlıyorum. Mutlaka artıları var çalışmanın,okulu bitirmenin ama olsun öğrencilik baÅŸka yinede. Tabi bu hayatı biraz çekilebilir hale getirmek için birÅŸeyler yapası geliyor insanın, bende arkadaÅŸlarımla beraber gezi , tiyatro gibi etkinliklere yelken açmaya baÅŸladım. Dün gittiÄŸimiz oyunun adı “İstanbul Efendisi” idi. İki perdelik oyun gerçekten üzerimdeki baskıyı atıp, enerji deoplamamı saÄŸladı. Oyundan kısaca bahsedeck olursam , bir İstanbul Efendisinin kızını evlendirmek için kendi kriterlerine uygun bir damat ararken, birtakım küçük oyunlarla kızının sevdiÄŸi kiÅŸi ile evlenmesi aynı zamanda efendinin yanındaki dilaver ile sevdiÄŸinin de birbirlerine kavuÅŸması ile biten bir oyundu. http://www.tiyatrodunyasi.com/tiyatro_detay.asp?oyunid=162 adresinden birkaç ekran görüntüsüne eriÅŸebilirsiniz.

Son BuluÅŸma

Kültür/Sanat Yorum Yok »

Kurtuluş Savaşı denilince insan durup bir bakıyor. Kitaplarda anlatıldığı kadarı ile biliyoruz olanları,yaşananları,kahramanlıkları. Üç kişi varki o günleri yaşamışlar tanıklık etmişler o günlere. Süvari Çavuş : Gazi Yakup Satar , Nişancı Er : Gazi Ömer Küyük ve Sıhhıye Onbaşı : Gazi Veysel Turan o günleri bizlere aktarıyorlar. http://www.sonbulusma.com/

son buluÅŸma

11. Uluslararası 1001 Belgesel Film Festivali

Kültür/Sanat Yorum Yok »

Belgesel Sinemacılar Birliği (BSB) tarafından 10 yıldır aralıksız olarak düzenlenen Türkiye’nin en kapsamlı belgesel film festivali 13 Kasım 2008, Perşembe günü başlıyor. Festival kapsamında 49’u yerli, 78’i yabancı olmak üzere 127 film gösterilecek.

http://www.1001belgesel.net/ ayrıntılar bu adreste

Büyük Aşkların Sonuncusu

Kültür/Sanat Yorum Yok »

Yorucu bir gündelik yaÅŸantıda insan gülmek , kendini biraz olsun toparlamak istiyor. Televizyonda yada elimizdeki bir veri kaynağından izlediÄŸimiz bir komedi filmi,gösteri de bunları saÄŸlayabilir ama bu konuda tiyatronun yeri bambaÅŸka. O anda oynanıyor olması ve oyuncularla aynı ortamda bulunmanın verdiÄŸi güzel bir elektrik oluyor. Dün akÅŸamki toyatro “Büyük AÅŸkların Sonuncusu”ydu. Komik bir hikayesi vardı, 47 yaşında olan bir balık restaurantına sahip bir kiÅŸinin çapkınlık yapmaya çalışmasını anlatıyordu. İkinci perdenin ikinci yarısında gerçekten güzel dersler vardı. Hikaye hakkında çok kısa bilgi olan http://www.tiyatrodunyasi.com/makaledetay.asp?makaleno=217 adresi ziyaret edebilirsiniz. EÄŸer fırsatınız varsa gitmenizi öneririm

ALDATMA

Kültür/Sanat Yorum Yok »

EskiÅŸehir kültür ve sanat yönünden gerçekten çok aktif bir il. Opera,tiyatro festival derken günlerini dolu dolu geçirebiliyor insan. Geçen haftalarda gittiÄŸim bir tiyatro oyunundan bahsetmek istedim. Tek sahnelik bir oyundu. Açıkcası oyun çokda hoÅŸuma gitmedi diyebilirim,çünkü bizim kültürümüze uzak bir konu iÅŸleniyordu içeride. Bizdede aldatmalar oluyordu fakat öğrenildiÄŸinde neler olduÄŸunu hepimiz biliyoruz ama bu oyunda, beklediÄŸimiz gibi bir sonuç yoktu. Oyunun tarihcesinden biraz bahsedecek olursam : “Aldatma (Betrayal) Pinter’in 1978′de ilk kez İngiliz Ulusal Tiyatrosu’nda oynanan oyunu. Oyunda ‘kadın, kocası ve sevgilisi’ tarihsel üçgeni çerçevesinde geliÅŸen karmaşık iliÅŸkilerin birey-yaÅŸam-toplum eksenine yansımasını kendine özgü tiyatro dili ile iÅŸliyor yazar. Aldatma teması üzerine kurulu bir gerçekçi öykünün gerçekçi ayrıntılarla iÅŸlendiÄŸi oyun kimilerince; belirsizliklere, dolambaçlı göndermelere dayalılığıyla tanınan Pinter tiyatrosundan bir uzaklaÅŸma olarak deÄŸerlendirilmiÅŸti. Bu doÄŸrultuda Aldatma, ‘yeni bir Pinter’ biçiminde de nitelenmiÅŸti. Ancak, gerçekçi aktarım biçimiyle ne denli ‘yeni Pinter’ diye deÄŸerlendirilmiÅŸ olsa da, ters doÄŸrultuda yol alan zaman akışının oluÅŸturduÄŸu özgün yapısıyla oyun gene de gizli katmanları, derinlikli anlamlarıyla tipik Pinter damgasını taşıyor…” Oyun hakkında ve oyun yazarı hakkında detaylı bilgi için : http://www.tiyatrostudyosu.com/oyunlar/aldatma/aldatma_bro.htm adresini ziyaret edebilirsiniz.