Nis 20
Hafta sonlarını arkadaşlarım beraber vakit geçirmek beni çok mutlu ediyor gerçekten. Bu hafta sonuda oldukça hareketli geçti sayılır. Cumartesi istanbuldan ömer geldi, akşam ömer,pınar, gökmen ve ben tiyatroya gittik , pazar günüde ankaraya sözlümün yanına gittim.Kuğulu parkta , kızılayda karanfilde gezdip dolaştık akşama kadar, ara ara yağmr yağsada güzel bir gün geçirdik ankarada. Herneyse esas konumuz cumartesi akşam gitmiş olduğumuz Bahar Noktası. Gerçekten bugüne kadar izlediğim en güzel oyunlardan birisiydi diyebilirim . İnsanı sıkmayan,akıcı, bazen gülmekten kırıp geçiren bir oyundu.

Oyunun Konusu:
Bütün zamanların en büyük tiyatro ustası Shakespeare Türk seyircisine uzak mı? Yükseklerde, bulutlar arasında, erişilemez, bağ kurulamaz bir yerde, yabancı biri gibi bize tepeden mi bakıyor? Yoksa insana özgü temel durum ve duyguları, benzersiz bir duyarlıkla irdelediği için; kolumuza girip, yüreğimize yakın bir sohbete oturur mu?…
“Bahar Noktası”, Shakespeare’i bize daha yakın bir kültür, tarih, coğrafya ve iklime çağıran bir deneme. Yönetmen Yücel Erten, Can Yücel’in özgün çevirisinden ilham alarak, Shakespeare’i sizlerle bir Türk kahvesi içmeye davet ediyor…,

gitme fırsatını bulursanız mutlaka izleyin derim

Read the rest of this entry »
Nis 12
İş çıkışı eve doğru yürürken gökmenle , nezamandır tiyatroya gidelim diyorduk bari çarşıdayken bilet alalım önümüzdeki günlere dedik. Perşembe gününe bilet almıştık 8 nisan 2010, adı Mankurt. Hiç bir bilgim yok içeriği nedir değildir diye eve gelir gelmezde hemen netten bir bakayım dedim bakalım bizi ne bekliyor diye. Mankurt : bir köleleştirme biçimiymiş meğer. Mankurtlaştırılacak kişiler belirlendikten sonra bu kişinin önce diri diri kafa derisini yüzer, daha sonra da tek kıl kalmayacak biçimde bütün saçlarını yolarlarmış. Kişinin kafasını tamamen temizledikten sonra bir deve kesilir ve bu devenin boyun tarafından 3 alınacak bir deriyi, sıcak sıcak genç tutsağın kafasına geçirirlermiş. Zaten kafa derisi yüzülürken kafası kan içinde kalan tutsağın başına geçirilen deve derisi, hemen tutarmış kafatasını. Tıpkı bugün yüzücülerin saçları ıslanmasın diye taktıkları kauçuk başlıklara benzermiş bu. Kafatası deve derisiyle tamamen kaplandıktan sonra, hem daha çabuk kurusun hem de tutsağın çığlıkları duyulmasın diye tutsak bir çöle götürülürmüş. Kafasını yere sürüp deriyi çıkartmaması için de, tutsağın boyun kısmına kütüğe benzer bir şey geçirir, ellerini ayaklarını bağlar ve onu yere eğilemeyecek biçimde bir ağaçla sabitlerlermiş.
Sanatsal değeri gerçekten yüksek bir oyundu, oyuncularda harikaydı. Ama işlenen konunun bir zamanlar gerçekten kullanıldığını düşünmek tüylerimi diken diken etti. Öz annesini bile tanıyamayan mankurt , kendisine bir gün ekmek bir gün su veren ve tek yaşam güvencesi olarak gördüğü sahibinin sözleri ile kendisine yabancı olan annesini öldürdükten sonra derinliklerindeki anne duygusu ile gözyaşlarına boğuluyordu…
Mar 20

yeni arkadaşım FED 5B. Hafta sonlarında , bir yerlere geziye gittiğimde hep bir uğraşım olsun istemişimdir. Pekde becerikli olmadığımdan olsa gerek bugüne kadar pek bir şeyle ilgilenemedim. Bakalım yeni yoldaşımızla ufakta olsa kendime bir uğraş bulmuş oldum. Bu konuda yardımlarından dolayı iş arkadaşım ismail’e çok teşekkür ediyorum
Şub 11
Biraz yorucu bir günün ardından arkadaşlarınla beraber koltuğa oturup kendini bir filmin karşısında buluveriyorsun kimi zaman kendini, August Rush . Sevgilisinden babası tarafından ayrılmış , hamile bir kadın doğuma yakın bir zamanda yine babasının yüzünden bir trafik kazası geçirir , gözlerini açtığında çocuğunun öldüğünü öğrenir babasından ama aslında ölmemiştir. aradan onbir yıl geçmiştir. Bu iki sevgilininortak bir noktaları vardır müzik . Bu ortak yön çocuklarında da vardır ve yetimhanedeki bu çocuk, müzik sayesinde anne babasını bulacağına inanır hep. Birgün kaçar ve sadece duydğu müziği aslında gerçekten yaşadğını anlar ve bunu gitarda , piyanoda gösterir notalarla tanışır . Keşfedilmesi çok da zaman almaz aslında daha onbir yaşında ikin ünlü bir konserin üç müzisyeninden birisi olur ve orkestra şefidir aslında. Bu konserin diğer bir üyeside uzun süre müziğe ara veren annesidir. Enson görev olan August , konserinden sonra eve giden annesini , yakından geçmekte olan babasını oraya çeker ve güzel bir final olur. Uzun zamandır izlediğim filmler arasında en iyisi diyebilirim.
Kas 19
Daha onbir aydır uzun soluklu olarak çalışmaya başlasamda, günler gerçekten yorucu geçmeye başladı diyebilirim. Pek okul yaşantısına benzemiyor gerçekten , hoş öğrenciyken bize bunları söyleyenlere “keşke bir an önce bitsede bende çalışmaya başlasam” dediğimi hatırlıyorum. Mutlaka artıları var çalışmanın,okulu bitirmenin ama olsun öğrencilik başka yinede. Tabi bu hayatı biraz çekilebilir hale getirmek için birşeyler yapası geliyor insanın, bende arkadaşlarımla beraber gezi , tiyatro gibi etkinliklere yelken açmaya başladım. Dün gittiğimiz oyunun adı “İstanbul Efendisi” idi. İki perdelik oyun gerçekten üzerimdeki baskıyı atıp, enerji deoplamamı sağladı. Oyundan kısaca bahsedeck olursam , bir İstanbul Efendisinin kızını evlendirmek için kendi kriterlerine uygun bir damat ararken, birtakım küçük oyunlarla kızının sevdiği kişi ile evlenmesi aynı zamanda efendinin yanındaki dilaver ile sevdiğinin de birbirlerine kavuşması ile biten bir oyundu. http://www.tiyatrodunyasi.com/tiyatro_detay.asp?oyunid=162 adresinden birkaç ekran görüntüsüne erişebilirsiniz.
Kas 13
Kurtuluş Savaşı denilince insan durup bir bakıyor. Kitaplarda anlatıldığı kadarı ile biliyoruz olanları,yaşananları,kahramanlıkları. Üç kişi varki o günleri yaşamışlar tanıklık etmişler o günlere. Süvari Çavuş : Gazi Yakup Satar , Nişancı Er : Gazi Ömer Küyük ve Sıhhıye Onbaşı : Gazi Veysel Turan o günleri bizlere aktarıyorlar. http://www.sonbulusma.com/

Kas 13
Belgesel Sinemacılar Birliği (BSB) tarafından 10 yıldır aralıksız olarak düzenlenen Türkiye’nin en kapsamlı belgesel film festivali 13 Kasım 2008, Perşembe günü başlıyor. Festival kapsamında 49’u yerli, 78’i yabancı olmak üzere 127 film gösterilecek.
http://www.1001belgesel.net/ ayrıntılar bu adreste
Kas 05
Yorucu bir gündelik yaşantıda insan gülmek , kendini biraz olsun toparlamak istiyor. Televizyonda yada elimizdeki bir veri kaynağından izlediğimiz bir komedi filmi,gösteri de bunları sağlayabilir ama bu konuda tiyatronun yeri bambaşka. O anda oynanıyor olması ve oyuncularla aynı ortamda bulunmanın verdiği güzel bir elektrik oluyor. Dün akşamki toyatro “Büyük Aşkların Sonuncusu”ydu. Komik bir hikayesi vardı, 47 yaşında olan bir balık restaurantına sahip bir kişinin çapkınlık yapmaya çalışmasını anlatıyordu. İkinci perdenin ikinci yarısında gerçekten güzel dersler vardı. Hikaye hakkında çok kısa bilgi olan http://www.tiyatrodunyasi.com/makaledetay.asp?makaleno=217 adresi ziyaret edebilirsiniz. Eğer fırsatınız varsa gitmenizi öneririm
Kas 04
Eskişehir kültür ve sanat yönünden gerçekten çok aktif bir il. Opera,tiyatro festival derken günlerini dolu dolu geçirebiliyor insan. Geçen haftalarda gittiğim bir tiyatro oyunundan bahsetmek istedim. Tek sahnelik bir oyundu. Açıkcası oyun çokda hoşuma gitmedi diyebilirim,çünkü bizim kültürümüze uzak bir konu işleniyordu içeride. Bizdede aldatmalar oluyordu fakat öğrenildiğinde neler olduğunu hepimiz biliyoruz ama bu oyunda, beklediğimiz gibi bir sonuç yoktu. Oyunun tarihcesinden biraz bahsedecek olursam : “Aldatma (Betrayal) Pinter’in 1978′de ilk kez İngiliz Ulusal Tiyatrosu’nda oynanan oyunu. Oyunda ‘kadın, kocası ve sevgilisi’ tarihsel üçgeni çerçevesinde gelişen karmaşık ilişkilerin birey-yaşam-toplum eksenine yansımasını kendine özgü tiyatro dili ile işliyor yazar. Aldatma teması üzerine kurulu bir gerçekçi öykünün gerçekçi ayrıntılarla işlendiği oyun kimilerince; belirsizliklere, dolambaçlı göndermelere dayalılığıyla tanınan Pinter tiyatrosundan bir uzaklaşma olarak değerlendirilmişti. Bu doğrultuda Aldatma, ‘yeni bir Pinter’ biçiminde de nitelenmişti. Ancak, gerçekçi aktarım biçimiyle ne denli ‘yeni Pinter’ diye değerlendirilmiş olsa da, ters doğrultuda yol alan zaman akışının oluşturduğu özgün yapısıyla oyun gene de gizli katmanları, derinlikli anlamlarıyla tipik Pinter damgasını taşıyor…” Oyun hakkında ve oyun yazarı hakkında detaylı bilgi için : http://www.tiyatrostudyosu.com/oyunlar/aldatma/aldatma_bro.htm adresini ziyaret edebilirsiniz.
Son Yorumlar