
Terra Cota (Terra kota) sanatçısı Medetli Necip usta (Necip SAVCI) yakalandığı amansız hastalığa yenilerek 21.08.2010 cumartesi günü vefat etmiştir.
Medet Köyü Tavas İlçesi / DENİZLİ


Öğrendim ki…
Kimseyi sizi sevmeye zorlayamazsınız.
Kendinizi sevilecek insan yapabilirsiniz,
Gerisini karşı tarafa bırakırsınız.
…
Öğrendim ki…
Güveni geliştirmek yıllar alıyor,
Yıkmak bir dakika.
Öğrendim ki…
Hayatında nelere sahip olduğun değil
Kiminle olduğun önemli.
Öğrendim ki…
Sevimlilik yaparak 15 dakika kazanmak mümkün
Ama sonrası için bir şeyler bilmek gerek.
Öğrendim ki…
Kendini en iyilerle kıyaslamak değil
Kendi en iyinle kıyaslamak sonuç getirir.
Öğrendim ki…
İnsanların başına ne geldiği değil
O durumda ne yaptıkları önemli.
Öğrendim ki…
Ne kadar küçük dilimlersen dilimle
Her işin iki yüzü var.
Öğrendim ki…
Olmak istediğim insan olabilmem
Çok vakit alıyor.
Öğrendim ki…
Karşılık vermek
Düşünmekten çok daha basit.
Öğrendim ki…
Bütün sevdiklerinle iyi ayrılman gerek
Hangisi son görüşme olacak bilemiyorsun.
Öğrendim ki…
‘Bittim’ dediğin andan itibaren
Pilinin bitmesine daha çok var.
Öğrendim ki…
Sen tepkilerini kontrol edemezsen
Tepkilerin hayatını kontrol eder.
Öğrendim ki…
Kahraman dediğimiz insanlar
Bir şey yapılması gerektiğinde
Yapılması gerekeni
Şartlar ne olursa olsun yapanlar.
Öğrendim ki…
Affetmeyi öğrenmek deneyerek oluyor.
Öğrendim ki…
Bazı insanlar sizi çok seviyor
Ama bunu nasıl göstereceğini bilemiyor.
Öğrendim ki…
Ne kadar ilgi ve ihtimam gösterseniz
Bazıları hiç karşılık vermiyor.
Öğrendim ki…
Para ucuz bir başarı.
Öğrendim ki…
En iyi arkadaşla sıkıcı an olmaz.
Öğrendim ki…
Düştüğün anda seni tekmeleyeceğini düşündüklerinden bazıları
Kaldırmak için elini uzatır.
Öğrendim ki…
İki insan aynı şeye bakıp
Tamamen farklı şeyler görebilir.
Öğrendim ki…
Aşık olmanın ve aşkı yaşamanın çok çeşidi vardır.
Öğrendim ki…
Her şartta kendisiyle dürüst kalanlar
Daha uzun yol yürüyor.
Öğrendim ki…
Hiç tanımadığın insanlar,
iki saat içinde,
senin hayatını değiştirir.
Öğrendim ki…
Anlatmak ve yazmak ruhu rahatlatır.
Öğrendim ki…
Duvarda asılı diplomalar
İnsanı insan yapmaya yetmez.
Öğrendim ki…
Aşk kelimesi ne kadar çok kullanılırsa, anlam yükü o kadar azalır.
Öğrendim ki…
Karşısındakini kırmamak ve inançlarını savunmak arasında çizginin
nereden geçtiğini bulmak zor.
Öğrendim ki…
Gerçek arkadaşlar arasına mesafe girmez.
Gerçek aşkların da!
Öğrendim ki…
Tecrübenin kaç yaşgünü partisi yaşadığınızla ilgisi yok,
Ne tür deneyimler yaşadığınızla var.
Öğrendim ki…
Aile hep insanın yanında olmuyor.
Akrabanız olmayan insanlardan ilgi, sevgi ve güven öğrenebiliyorsunuz.
Aile her zaman biyolojik değil.
Öğrendim ki…
Ne kadar yakın olursa olsunlar
En iyi arkadaşlar da ara sıra üzebilir.
Onları affetmek gerekir.
Öğrendim ki…
Bazen başkalarını affetmek yetmiyor.
Bazen insanın kendisini affedebilmesi gerekiyor.
Öğrendim ki…
Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın
Dünya sizin için dönmesini durdurmuyor.
Öğrendim ki…
Şartlar ve olaylar,
Kim olduğumuzu etkilemiş olabilir.
Ama ne olduğumuzdan kendimiz sorumluyuz.
Öğrendim ki…
İki kişi münakaşa ediyorsa,
Bu birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmez.
Etmemeleri de sevdikleri anlamına gelmez.
Öğrendim ki…
Her problem kendi içinde bir fırsat saklar.
Ve problem, fırsatın yanında cüce kalır.
Öğrendim ki…
Sevgiyi çabuk kaybediyorsun, pişmanlığın uzun yıllar sürüyor.
Ataol Behramoğlu
Eğlenmek istiyorsanız, uyumadan önce biraz tebessüm, aşk doktoru size göre. Sonunda aşk doktoruda anlıyorki kendiniz gibi oldunuzmu aşk yanınızda bitiveriyor.
Uzun zamandır yeni almış olduğum FED 5B çekimlerimi paylaşmayı planlıyordum, banyosuydu, aktarmasıydı derken anca yayınlayabiliyorum, umarım beğenirsiniz. Flickr üzerinden izlemek için http://www.flickr.com/photos/48510335@N07/sets/72157623949123200/show/
Hafta sonlarını arkadaşlarım beraber vakit geçirmek beni çok mutlu ediyor gerçekten. Bu hafta sonuda oldukça hareketli geçti sayılır. Cumartesi istanbuldan ömer geldi, akşam ömer,pınar, gökmen ve ben tiyatroya gittik , pazar günüde ankaraya sözlümün yanına gittim.Kuğulu parkta , kızılayda karanfilde gezdip dolaştık akşama kadar, ara ara yağmr yağsada güzel bir gün geçirdik ankarada. Herneyse esas konumuz cumartesi akşam gitmiş olduğumuz Bahar Noktası. Gerçekten bugüne kadar izlediğim en güzel oyunlardan birisiydi diyebilirim . İnsanı sıkmayan,akıcı, bazen gülmekten kırıp geçiren bir oyundu.
Oyunun Konusu:
Bütün zamanların en büyük tiyatro ustası Shakespeare Türk seyircisine uzak mı? Yükseklerde, bulutlar arasında, erişilemez, bağ kurulamaz bir yerde, yabancı biri gibi bize tepeden mi bakıyor? Yoksa insana özgü temel durum ve duyguları, benzersiz bir duyarlıkla irdelediği için; kolumuza girip, yüreğimize yakın bir sohbete oturur mu?…
“Bahar Noktası”, Shakespeare’i bize daha yakın bir kültür, tarih, coğrafya ve iklime çağıran bir deneme. Yönetmen Yücel Erten, Can Yücel’in özgün çevirisinden ilham alarak, Shakespeare’i sizlerle bir Türk kahvesi içmeye davet ediyor…,
gitme fırsatını bulursanız mutlaka izleyin derim
İş çıkışı eve doğru yürürken gökmenle , nezamandır tiyatroya gidelim diyorduk bari çarşıdayken bilet alalım önümüzdeki günlere dedik. Perşembe gününe bilet almıştık 8 nisan 2010, adı Mankurt. Hiç bir bilgim yok içeriği nedir değildir diye eve gelir gelmezde hemen netten bir bakayım dedim bakalım bizi ne bekliyor diye. Mankurt : bir köleleştirme biçimiymiş meğer. Mankurtlaştırılacak kişiler belirlendikten sonra bu kişinin önce diri diri kafa derisini yüzer, daha sonra da tek kıl kalmayacak biçimde bütün saçlarını yolarlarmış. Kişinin kafasını tamamen temizledikten sonra bir deve kesilir ve bu devenin boyun tarafından 3 alınacak bir deriyi, sıcak sıcak genç tutsağın kafasına geçirirlermiş. Zaten kafa derisi yüzülürken kafası kan içinde kalan tutsağın başına geçirilen deve derisi, hemen tutarmış kafatasını. Tıpkı bugün yüzücülerin saçları ıslanmasın diye taktıkları kauçuk başlıklara benzermiş bu. Kafatası deve derisiyle tamamen kaplandıktan sonra, hem daha çabuk kurusun hem de tutsağın çığlıkları duyulmasın diye tutsak bir çöle götürülürmüş. Kafasını yere sürüp deriyi çıkartmaması için de, tutsağın boyun kısmına kütüğe benzer bir şey geçirir, ellerini ayaklarını bağlar ve onu yere eğilemeyecek biçimde bir ağaçla sabitlerlermiş.
Sanatsal değeri gerçekten yüksek bir oyundu, oyuncularda harikaydı. Ama işlenen konunun bir zamanlar gerçekten kullanıldığını düşünmek tüylerimi diken diken etti. Öz annesini bile tanıyamayan mankurt , kendisine bir gün ekmek bir gün su veren ve tek yaşam güvencesi olarak gördüğü sahibinin sözleri ile kendisine yabancı olan annesini öldürdükten sonra derinliklerindeki anne duygusu ile gözyaşlarına boğuluyordu…

yeni arkadaşım FED 5B. Hafta sonlarında , bir yerlere geziye gittiğimde hep bir uğraşım olsun istemişimdir. Pekde becerikli olmadığımdan olsa gerek bugüne kadar pek bir şeyle ilgilenemedim. Bakalım yeni yoldaşımızla ufakta olsa kendime bir uğraş bulmuş oldum. Bu konuda yardımlarından dolayı iş arkadaşım ismail’e çok teşekkür ediyorum

Son Yorumlar